FORGOT YOUR DETAILS?

GÜVEN

by / Tuesday, 08 November 2016 / Published in Articles

İki er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları şu açıklamayı yapar: Son kontrolleri yapıp atladıktan bir süre sonra, paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır… Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek paraşütün ipi var, onu çekin sorun kalmaz… indiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak, sizi karargaha geri götürecek.

Askerler korkarak da olsa atlarlar. Heyecanla sağ taraftaki iplere asılırlar. Tık yok. Taş gibi düşmeye başlarlar. Hemen sol taraftaki iplere asılırlar, ama paraşütler yine açılmaz. Bunun üzerine erlerden biri bağırmaya başlar:

– Ulan bu komutanın hiçbir dediği doğru çıkmıyor!

Diğeri de söze karışmaktan kendini alamaz:

– Hele bir de aşağıda jip yoksa, hiç güvenim kalmayacak bu komutana…

Komutan dediğin güvenilirdir. Daha doğrusu tüm erler ona güvenmek ister, güvenmek de zorundadır.. O’nu komutan yapan bu erlerin güveni olması gerekirken bizdeki kültür komutan olması nedeniyle güvenmek durumunda kalmaya daha meyillidir. Yetkinliklerimiz yetkilerimizi değil, yetkilerimiz yetkinliklerimizi belirler. O yüzden de büyük hayal kırıklıkları yaşarız sürekli iş hayatında. İşten ayrılan çalışanlarımızın çoğu bu hayal kırıklıklarını anlatır, çıkış mülakatlarında. “Ben ona güvendim, o bana güvenmedi” derler, özetle. Genel müdürler, müdürler hep akıllı, tutarlı, güvenilir insanlardır ünvanları gereği, işi karıştıran, güveni zedeleyen hep çalışanlardır.

Komutan olmanın elbette kuralları vardır. Çok iyi bir asker, çok temiz bir liyakat gerektirir. Ama kimse iyi bir komutan olup olamayacağınızı siz komutanlık yapmadan bilemez. Halbu ki şirketlerde bizler yöneticilerimizi belirlerken çok daha şanslıyız. Kimlerin yönetici olacağını planlarken daha esnek olabilir, daha insani konuları da tartışabiliriz. Çünkü bizim aradığımız yöneticiler komutanlar değildir, bizim aradıklarımız güvenilecek, beraber çalışmaktan gurur duyulacak liderlerdir. Bu kadar insani iki duyguyu matematikle izah etmek mümkün değildir.

Yönetim bilimini, organizasyonların tarihini, ordulara dayayan, her türlü modellemeyi de bunun üzerinden yapan bir iş hayatından çok şey mi beklemiş oluyoruz bilmiyorum ama iş hayatının bu kadar keskin hatlara, bu kadar siyah ve beyaza yatkın olmadığını düşünüyorum. Kuralsızlık değil elbette hayal ettiğim ama ne iş, savaş, ne genel müdür, komutan, ne çalışanlar, er, ne de emir demiri kesiyor iş hayatında. Hatta herkes eşit artık. Herkes zihinsel katkısı kadar eşit organizasyonlarda. Birgün çok temel bir hizmet problemi koskoca şirketleri batırabiliyor, birgün çok basit bir çözüm yüzyılın farklılaşma fırsatı oluyor. Ve bu durumların çoğu yöneticilerden çıkmıyor. Organizasyonu yönetmek için belirli bir hiyerarşik model elbette gerekiyor ama artık bu yapı genel idari konuları “idare etmek” haricinde çok da büyük etkiler, güçler barındırmıyor.

Güven çok hassas bir çizgi. Kağıttan kuleye benzetenler var. En ufak esintide yerlebir olan, büyük emekler harcadığınız ama kolayca kaybedilebilecek bir unsurdur diyorlar. Takımdaşlık eğitimlerinde en zorlanılan uygulamadır sırtını takım arkadaşlarına dönüp kendini arkaya doğru bırakmak. Halbuki hiçbirimiz için zor değildir bu pratik, arkada annemiz olduğunda. Yani bu kadar basittir, bu kadar da zor, güvenmek. Yöneticiler güvenilir olmalıdır demiyorum. Güvenilir insanları yönetici yapmalıyız diyorum. İnsanlar güvendikleri insanlar için herşeylerini ortaya koyuyorlar, o ekiplerde coşku, o ekiplerde keyifli çalışma, o ekiplerde bağlılık oluyor. Güven zedelendi mi , özgüven de gidiyor, şüphe başlıyor, bağlılık düşüyor, hayat sıradanlaşıyor.

Özetle güven “herşeydir” iş hayatında. “Güvenmek” çok önemlidir, “güvenilir olma”ya ise paha biçilemez.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

TOP